İÇERİK: YABANCI ÜLKE ADLÎ VEYA İDARÎ MAKAMLARINCA VERİLEN BOŞANMA KARARLARININ TÜRKİYE’DE TANINMASI USULÜNE İLİŞKİN GETİRİLEN YENİ DÜZENLEME VE DÜZENLEMENİN 15.10.2018 TARİHİ İTİBARİ İLE YURTDIŞI TEMSİLCİLİKLERİNDE DE UYGULANMAYA BAŞLAYACAĞI HAKKINDA
Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin verilen kararlar Türkiye’de kendiliğinden geçerli olmamaktadır.
Evvelce, yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline ilişkin kararların ülkemizde geçerli olabilmesi için Türk Mahkemelerinde tanıma ve tenfiz davası açılması gerekmekteydi.
7 Şubat 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan Yabancı Ülke Adlî veya İdarî Makamlarınca Verilen Kararların Nüfus Kütüğüne Tescili Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) ile yabancı ülkelerde verilen boşanma, evliliğin butlanı ve iptali kararlarının Türkiye’de geçerliliğinin tanınması kolaylaşmıştır. İdari başvuru ve akabinde nüfus kütüğüne tescil ile boşanma kararının Türkiye’de tanınması sağlanmıştır.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın (YTB) resmi web sitesinde duyurulduğu üzere “Yönetmelik” uygulaması, “Ankara İl Nüfus Müdürlüğü’nden başlamış, 15 Ekim Pazartesi gününden itibaren de dış temsilciliklerimizde başlayacaktır.”
Ancak “Yönetmelik” uyarınca tanıma işleminin tescili için iki tarafın birlikte başvuru yapması zorunludur. Başvurular yasal temsilci veya vekil aracılığı ile de yapılabilmektedir. “Yönetmelik” madde 6/2 uyarınca “Tek taraflı irade beyanı ile gerçekleşmiş boşanmalar hariç, evliliği sona ermiş kişilerin tescil talebi öncesinde ölmüş olmaları durumunda, yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin verilen kararların aile kütüğüne tescil talebi hukuki yararı bulunanlar tarafından yapılabilir.” Anlaşıldığı üzere örneğin boşanan kişilerin mirasçıları bu idari başvuruyu gerçekleştirebilecektir.
“Yönetmelik”te belirtildiği üzere idari yolla tanıma her zaman mümkün olmamaktadır. Örneğin yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen kararlardaki velayet, iştirak nafakası, çocuk ile kişisel ilişki kurulması, mal rejimi ve tazminat gibi tenfize konu olan hükümler için taraflarca görevli ve yetkili mahkemelere kararın tanınması veya tenfizi için dava açılması gerekecektir.


