Uluslararası Sağlık Turizmi Aracı Kuruluşlarının Denetim Süreci ve İdari Yaptırımlar

ULUSLARARASI SAĞLIK TURİZMİ ARACI KURULUŞLARININ DENETİM SÜRECİ VE İDARİ YAPTIRIMLAR Sağlık turizmi, bireylerin sağlık hizmeti almak amacıyla kendi ülkeleri dışında başka bir ülkeye seyahat etmelerini ifade eden çok boyutlu bir faaliyettir. Türkiye, gerek sağlık altyapısı gerek maliyet avantajı gerekse coğrafi konumu itibarıyla uluslararası sağlık turizmi alanında önemli bir destinasyon hâline gelmiştir. Bu gelişim, kamu otoritesinin denetim ve düzenleme faaliyetlerini artırmasını da zorunlu kılmıştır. Uluslararası sağlık turizmi aracı kuruluşları, sağlık tesisleri ile uluslararası sağlık turistleri arasında aracılık faaliyeti yürüten ve Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilen özel hukuk tüzel kişileridir. Bu kuruluşlar bakımından yetkilendirme süreci ve sonrasında gerçekleştirilen denetimler, faaliyetin hukuka uygunluğunun temel...

Saç Ekimi Mevzuatı ve Hatalı Saç Ekimi Sonrası Hekimin İdari, Hukuki ve Cezai Sorumluluğu

SAÇ EKİMİ MEVZUATI VE HATALI SAÇ EKİMİ SONRASI HEKİMİN İDARİ, HUKUKİ VE CEZAİ SORUMLULUĞU 1.GİRİŞ Sağlık turizminin gelişmesiyle birlikte saç ekimi uygulamaları Türkiye’de hızla artmış; bu artış paralelinde hukuki uyuşmazlıklar da çoğalmıştır. Uygulamada saç ekimi çoğu zaman “basit estetik işlem” olarak sunulsa da, mevzuat ve yargı kararları bu yaklaşımı reddetmekte; saç ekimini doğrudan insan vücuduna yönelik tıbbi müdahale olarak nitelendirmektedir. Bu durum, işlemi gerçekleştiren hekimin yalnızca özel hukuk bakımından değil, idari ve ceza hukuku bakımından da sorumluluğunu gündeme getirmektedir. 2.SAÇ EKİMİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ 2.1. Saç Ekimi Bir Tıbbi Müdahaledir 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun uyarınca...

Sağlık Turizmi Hukuku: Türkiye’de Mevzuat, Uluslararası Boyut ve Yargısal Uygulama

SAĞLIK TURİZMİ HUKUKU Türkiye’de Sağlık Turizmine İlişkin Mevzuat, Uluslararası Boyut ve Yargısal Uygulama Sağlık turizmi, küreselleşme ve sağlık hizmetlerinin uluslararasılaşması sürecinde, çok aktörlü ve çok hukuklu bir faaliyet alanı hâline gelmiştir. Türkiye, sahip olduğu sağlık altyapısı ve maliyet avantajları sayesinde uluslararası sağlık turizmi pazarında önemli bir konuma ulaşmıştır. Ancak bu gelişme, sağlık turizminin yalnızca tıbbi ve ekonomik yönleriyle değil, aynı zamanda hukuki boyutlarıyla da ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Bu çalışmada, sağlık turizmi hukuku kavramı disiplinlerarası bir yaklaşımla incelenmekte; Türkiye’deki mevzuat yapısı, milletlerarası özel hukuk kuralları, hasta hakları, sözleşmesel ilişkiler, arabuluculuk ve kişisel verilerin korunması hukuku bağlamında değerlendirilmekte; ayrıca Yargıtay ve...

Depremde Oluşan Zararlardan İdarenin(Devletin) Sorumluluğu

Depremde Oluşan Zararlardan İdarenin(Devletin) Sorumluluğu Kahramanmaraş depremi hepimizi derinden sarsmıştır. Büromuzun Kahramanmaraşlı ortakları olarak bizler de yakınlarımızı bu felakette kaybettik. Yaşadığımız coğrafya sebebiyle deprem kaçınılmaz bir gerçek olsa da bu afetin felakete ve tabiri caizse kıyamete dönüşmesi son derece acı ve üzücüdür. İşte bu bilgi paylaşımı geride kalan ve hayatını devam ettirmeye çalışan kişilere bir damla su olabilme niyetidir.

Kat Mülkiyeti Hukukunda Kanuni İpotek Tesisi

Yasal Düzenleme Kat Mülkiyeti hukukuna tabi anagayrimenkulün(bina, taşınmaz vs) genel giderlerine katılma Kat Mülkiyeti Kanunu madde 20’de düzenlenmiştir. Kat maliklerinden her biri aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça; Kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderlerine ve bunlar için toplanacak avansa eşit olarak katılmakla yükümlüdür. Kat maliklerinden her biri aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça; Anagayrimenkulün sigorta primlerine ve bütün ortak yerlerin koruma, güçlendirme ve onarım giderleri ile yönetici aylığı gibi diğer giderlere ve ortak tesislerin işletme giderlerine ve giderler için toplanacak avansa kendi arsa payı oranında katılmakla yükümlüdür(KMK md.20/1). Kat malikleri ortak yer veya tesisler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçmek veya kendi bağımsız bölümünün...

Evli Kadının Yalnızca Evlilik Öncesi Soyadını Kullanması Mümkün mü?

Evli kadın yalnızca evlenmeden önceki soyadını kullanabilir mi? Türkiye’de yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre kural olarak kadın evlenmekle birlikte eşinin soyadını almaktadır. Eşinin soyadının yanı sıra kendi soyadını da kullanmak isteyen kadının evlenmeden önce ilgili belediyenin evlendirme dairesine iki soyadını birlikte kullanmak istediğine dair dilekçe vermesi gerekmektedir. Söz konusu dilekçe örneği genellikle evlendirme dairesinde hazır bulunmaktadır. Hatta bu dilekçenin pek çok evlendirme dairesinin web sitesinde “kızlık soyadı dilekçesi” olarak adlandırıldığını görebilirsiniz. Evlenme dairesine başvuru esnasında bu dilekçenin sunulması gerekir.   Neden kadın evlendikten sonra yalnızca evlilik öncesi soyadını kullanamaz? 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesi “evli kadının evlilik öncesi...

KVKK Danışmanlığı

KVKK Nedir? Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK): 07.04.2017 tarihinde 29677 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu gereğince KVKK, kişilerin dini inançları, etnik kökenleri, dili, mezhebi, sağlığı, cinsel hayatı, dernek vakıf veya sendika üyeliği, kılık kıyafeti, cezai durumlar ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri  olmakla birlikte biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veriler denir. Bu kişisel verilerin işlemesi tamamının veya bir kısmının otomatik olarak (herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla), otomatik olmayan yollarla elde edilerek muhafaza edilmesi, yeniden düzenlenmesi veya başka bir yere aktarılması, anonim hale getirilmesi, kullanımının engellenmesi gibi verilerin üzerinde yapılan bütün işlem şekillerine...

(Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin Bağımsız ve Tarafsız Bir Mahkeme Olmadığına İlişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı

Disiplin yoluyla TSK’den ayrılmasına karar verilen bir astsubay hakkındaki ayırma işleminin iptali istemiyle 2008 yılında Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde (AYİM) açılan iptal davasının reddi üzerine, adil yargılanma hakkının ihlali ve tazminat istemiyle 2010 yılında yapılan bireysel başvuruyu inceleyen Strasbourg Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM / Avrupa Mahkemesi), AYİM’in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığından bahisle, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve başvurucuya manevi tazminat ödenmesine dair karar vermiştir.